İnsanlar birbirlerinin hayatına girerler ve zamanı gelince de çıkarlar. Kimi güzel kimileri de kötü izler bırakır. Bazıları zamanlı bazıları da zamanından önce terk ederler bizi. Kuyruğunu yiyen yılan misali yada bir dejavu gibi. Tekrar eder insanın hayatı boyunca.  Ve insanlık tarihi boyunca.

Bir insan, derken bir insan daha, aile, toplum ve nihayetinde büyük bir ülkeye dönüşürüz, tarih sayfasında yada sonu bilinmeyen zamanın eğrisinde. Tartışırız, kavga ederiz, devletler kurar ve yıkarız. Sebebinin çokta önemli olmadığı savaşlar çıkarırız. Ölürüz, öldürürüz, yeniden doğarız.

Bireyden koskoca bir devlete…  Uzun ve yorucu bir süreç değil mi? Oysa bu gün doğan her bebek, çok değil 30-40 yıl sonra ülkeyi yönetecek birer aday. Belki devlet olmaz; öğrencilerini yönlendirecek bir öğretmen, çocuklarını yetiştirecek bir anne-baba, çalışanlarını yönetecek bir iş veren.

İnsan olarak sürekli başkalarıyla etkileşim içerisindeyiz. İlişkilerimiz çok ve karmaşık. Akraba, arkadaş, aşk, iş ve daha niceleri. Komplike ve bir o kadar da kimyası farklı bireyleriz. İyilerimiz de var kötülerimiz de. İnsanlık için çalışanımız da var bireysel olarak kendi egosu için çabalayanımız da.

Yalan, ihtiras, kıskançlık, çıkar ve şehvet duygularıyla bezenmişiz. Ve bunları yönetebilmek; iyi yada kötüyü ayırabilmek yada bilerek seçebilmek için düşünebilen bir akla sahibiz. En önemlisi de özgür bir iradenin temsilcileriyiz. Duygularımızı ve eylemlerimizi istediğimiz doğrultuda kullanmakta özgürüz.

Birey olarak en büyük sorunumuz; aklımızı kullanmak yerine yer yer duygularımıza kapılarak hatalı seçimlerde ve eylemlerde bulunmamız. Bir öfke yada korku anında doğruyu yanlışı ayırt edememek, çıkarlarımız doğrultusunda yanlışta olsa bu yönde kararlar vermek gibi… Ancak aklın yolu birdir ve doğru tektir. Kabul etsekte etmesekte, işimize gelse de gelmese de.

Empati yapmak, “iğneyi kendimize çuvaldızı ise başkasına batırmak”.  Uygulamasakta, aklımızın ucundan dahi geçmese de; bunu başarabilmek büyük bir erdem. Duyarlı olmak; insana, bitkiye, hayvana kısaca tüm dünyaya karşı.

Dürüst, affedici ve alçak gönüllü olmak. Ve daha niceleri…

Bu yazıyı neden yazdım, kim yada kimlere yazdım? Belki de kendime yazdım 🙂

Sonuç olarak günahımız ve sevabımızla, doğru ve yanlışımızla insanız. Böyle de yaşamaya, bize ayrılan zamanı harcamaya devam edeceğiz…